Flash Playerınızı güncellemeniz gereklidir.
Salise Deyip Geçmeyin
Haber Tarih : 29 Nisan 2008, 22:25
Salise Deyip Geçmeyin
Herkes Şaşkın

Evet saniyenin yüzde biri 1 salise yani 1 saniye 100 saliseye eşit, 1 dakika 60.000 salise. Zaman her zaman su gibi akıp geçmiyor, basketbol maçlarının son atışları ve yaşanan zaman problemi gündemi meşgul ediyor. Daha TTNet Beykoz-Alpella maçı ile ilgili kararını TBF Yönetim Kurulu vermeden Fenerbahçe Ülker –Rytas maçını yaşadık.

TTNet Beykoz-Alpella maçı ile ilgili olarak MHK’nun konu ile ilgili raporunun tamamlamış olması gerekmekte, bu rapor TBF Yönetim Kurulu’nun kararına esas teşkil edecek nitelikte. Geçen yılki Beşiktaş - Daçka maçındaki saat olayında Tahkim Kurulu’nun MHK ve TBF Yönetim Kurulu’na karşılık yüzde yüz ters bir karar verdiği hafızalarımızda. Öncelikle bazı bilgilerimizi tazeleyelim, FIBA uzun yıllar teknolojik olanaklardan yararlanılarak bir maçın sonucunun değiştirilemeyeceğine dair kuralında inat etti. Ancak baktılar ki Dünya’da bütün sporlarda, başka organizasyonlarda bu yapılıyor,onlarda çok önemli olacak bir karara imza atarak son topun görüntülerden incelenmesine müsaade ettiler. Bizde resmi yayıncı kuruluşun yayınladığı maçlarda bu şekilde son topu hakemlerin incelemesi için bir sorun kalmadı.

Bu güreş gibi bir çok spor branşında farklı şekillerde uygulanan bir yöntem halini aldı. ULEB’de NBA’da basketbolun kendilerine haiz kuralları olan üst organizasyonlarında da yapılan bir işlem. TTNet Beykoz-Alpella maçının yayınlanmıyor olması bir şansızlık, maç yayını olsaydı üstün teknik özelliklere sahip çeşitli açılardan yayın yapan ve kayıt ta olan kameralardan olay çözülebilirdi. Şimdi eldeki TTNet Beykoz-Alpella maçının eldeki görüntüsü ile ancak TRT gibi, üniversiteler gibi, kolluk kuvvetlerinin ilgili birimleri gibi özel donanımlara sahip uzman kişiler net bir şey söyleyebilirler. TBF böyle bir işe kalkışır mı, hiç sanmıyoruz, netice de koca bir belirsizlik orada duracak ve olay aydınlanamayacak.

Tam bu haftada önemli bir ULEB karşılaşması olan Fenerbahçe Ülker –Rytas maçında hemen hemen benzer bir olayı yaşadık. Ne yazık ki burada maç yayını olmasına rağmen son topun net bir şekilde elden çıkıp çıkmadığına dair net bir görüntü elde edilemedi. Boş tribünlerin kırmızı zemini üzerinde yeterince tele özelliği olmayan ve bize göre yeterli deneyime sahip olmayan kameramanların çektiği, kameralara yansıyan görüntüler, potanın üzerinde kırımızı 24 saniye ledleri bizi aydınlatamadı. Burada da hakemler sayıyı önce net olarak verdiler, sonra rakip kenar yönetiminin itirazları üzerine başımız derde girmesin endişesi ile karar vermek için bir yol aradılar. Önümüzdeki monitörlerden eldeki görüntüler ile Litvanya’ lıları ikna edemeyince iş uzadı. Seyirciler gitti, oyuncular duşu girdi, saha ayakkabı izlerinden simsiyah oldu.

Onlarca dakika geçti, soyunma odasında DVD den verdiğimiz bilgisayarda maçı izleyemeyen görevliler sonunda naklen yayın arabasına gitmeye karar verdiler. ULEB komiseri, Buluç Yalçın, Teknik Komiser Bakalis, hakemler, naklen yayın arabansın teknik yönetmeni ve bendeniz arabaya zor sığdık. Kayıtta olan kameralardan sürenin bittiğini gösteren görüntünün zaman kodu (Time Code) (topun Solomon’un elinden çıkışı bu kayıtta yok) kayıtta olan diğer kameranın (potanın ve saatin görünmediği görüntü) zaman koduna getirildiğinde topun elden çıktığı görülüyordu. Öncelikle şunu söyleyelim ki zaman kodu 19:07 değil, 19:70 di. Yani 1907 efsanesi diğer uydu aracından içerideki konuşmaları dinleyenlerin bir yanlış anlaması. Baş hakem diğer hakemlere bir bir sordu ve üçü de basket olduğuna ikna oldular, tamam sayı geçerli dediler.Zaman zaman Yunanlı hakem Nikolaos Zavlanos komiser Yunanlı Bakalis ile kendi dillerinde konuştular.

Ben arabadan indim ve soranlara maçın bittiğini söyledim. Nedim Karakaş ve diğer Litvanyalı idareci içeri girdi. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra geri gelen hakemler ve komiser uzatma oynanacağını belirttiler. Hakikaten inanılmaz bir olay gerçekleşti. Pısırık hakemler ULEB’teki etkin olan Yunan ve İspanyol baskısından korkup verdikleri, tamam dedikleri basketi iptal edip maçı oynattılar. Bu hakikaten tarihe geçen bir olay, bu kuralını uygulaması bu şekilde olamaz, olmamalı, şüphe varsa takımlara sahada beklemeleri söylenmeli, birkaç dakika içinde sonuca varılmalı. Bu kural ve benzer olaylar açısından geçerli olan sonuç. İkinci sonuçta FIBA’da eski doğu bloğu mafyasının yerini ULEB’te İspanyol ve Yunan yetkililerin aldığı. Bu konuda ciddi endişelerimiz, sıkıntılarımız vardı, son olay bardağı taşıran damla oldu. ULEB’te basketbol göründüğü, iddia edildiği kadar temiz değil, belki hiç değil. Rolex saatlerin, deri ceketlerin yerini başka bir sistem almış durumda.

DİKKAT FİL ÇIKLABİLİR
Önümüzdeki bir iki yıl daha Beko Basketbol ligi bu şekilde devam ederse, kimyacılar simyacı olursa, eski kurtlar kuzu olursa, çılgın çalıştırıcılar şapkalarında tavşan çıkarmaya devam ederse ligin 18 takımlı olması yönünde ciddi baskılar oluşacağını düşünüyoruz. Ligin dibinde yer alan takımlar ligin üstünde yer alan takımları bir bir yeniyorsa, her hafta buna benzer sonuçları basketbolseveler normal karşılıyorsa, ekranlarda basketbola doyuyorsak ne mutlu bize. Beko basketbola uğurlu geldi diye düşünüyoruz. Beko ligindeki bu tablo göz alıcı, şampiyon adayları final gurubuna kalabilecek mi endişesi içindiler. Daha küçük bütçeleriyle büyük işler başaran takımlar, idari ve teknik yönetimleri gururlu. Acaba şapkanın içinden fil çıkarabilir miyiz? Neden olmasın? diye birbirlerine sormaya başladılar bile.